Hayatımın Yıl Dönümü
Merhabalar. Okuduğunuz zamana göre günaydın, iyi günler veya iyi akşamlar dilerim.
2019 Mayıs ayından itibaren yazılarımı yayınlıyorum fakat hala bir hakkımda yazısı yok. Normal olarak ilk önce kendimi tanıtarak hakkımda yazısı yazmam gerekirdi. Ben yazmadım zaten normal olduğum da söylenemez. Yazmaya niyetim de yoktu. Profil kısmında bulunan yazıda ''Uçağa, trene, otobüse binmeden de yolculuk yapabiliriz. Kiminle gittiğimiz değil nereye gittiğimiz önemlidir. Peki benimle kısa bir yolculuğa ne dersiniz?'' demiştim. Evet önemli olan ben değildim, benim yazılarımdı. Yazılarda bulunan minik benler sayesinde tanışacaktık. Bazı düşünceler değişebilir. Bende sizlerle tanışmak istedim.
Felsefi açıyla bakarsak değişebilecek bir soru 'Kimim ben?'. Sanırım bu soru aynı zamanda en iyi yaptığım şeye, en iyi ve en bilgili olduğum bir konuya çıkıyor. Bu konu sizin de bu bloğa gelerek yolculuğa çıktığınız kişi; kendim. Öyle ki bu konu hakkında öğreneceğim daha çok şey bulunmakta. (Bu yazıyı yazarken bile bir şey öğrendim. Eeey kendini çok güzel ifade ediyorsun diyen güzel arkadaşlarım; Ben bayağı kendimi ifade edemiyormuşum.)
Yeni bir yetişkin ve ondan biraz eski bloğumun yazarı olarak 2002 doğumluyum. Tam olarak olmasa da adım attım diyebilirim. Bu yazı da başlık da onun şerefine. Diğer bir tanımla Z kuşağının ikinci kategorisi nam-ı diğer milenyum çocuğuyum. Kendime göre tanımım dünyanın en boş insanı olan gelip geçici bir fani.
Şu okula gittim bu okuldan mezun oldum, burada büyüdüm diyemiyorum çünkü bir çok okul ve şehir değiştirdim.
Muhtemelen bindiğim arabanın frenleri patladı ve 4.sınıfta işte bu dünyaya atladım ve yazmaya başladım. Bir şeyler yazma isteğim başka bir öğretmenim sayesinde de devam etti.(Olur da denk gelio okursa hocam Bekir ALTINBAŞ'a teşekkürler) Türkçeyi ve edebiyatı her zaman sevdim. Küçükken her törende bir şiir okuyan kız vardır ya heh o bendim:) Tahmin edersiniz ki matematik püsküllü belamdı.
Hoşlandığım şeylere gelirsek kitaplar en en en yakın arkadaşımdır. Dergiler kitapların küçük kardeşi olduğuna göre onlarla da güzel arkadaşız. Bazen bu sevgim aşk derecesine çıkıyor tabii.
Müzik bana göre evrenin ortak kullanabildiği bir dil olduğu için herkes gibi dinlemeyi severim.
Daktilo aşığı, plak çalar hayranı, eski kamera ve telefon tutkusu olan (bayağı eski ev telefonları), bu devirde mektup arkadaşı isteyen, kartpostal ve mektup pulu bulunca gözleri faltaşı gibi açılan, dolma kalemlere olan sevdası, sahaflara olan hayranlık ve kitap ayracı biriktirme tutkunu olarak sanırım sadece kafam bu yüzyıla ait. Yani antik çağda kalan bir tek yunan tanrıları değil.
Yeni bilgiler öğrenmeye bayılırım. Öğrenmekten zarar gelmez mantığıyla bir çok şeyi araştırırım.
Sevdiğim yazar, şair ve kişileri sahiplenirim. (Genellikle onlar benim adamlarım olur) Ekran başında birine 'adamım bee' demem tamamen normal. Bir sürü övgüler, övgüler. Bakışları sezer gibiyim. Magazin mi takip etmeliydim? Tamamen manyak ve takıntılı biriyim:)
Gelelim bu blog neden açıldı, nasıl açıldı, nereye gidiyor?
Bu blog kendi yazılarımı yayınlamak için açıldı fakat böyle devam etmesi için aklımdaki düşüncelerin çıkması lazım. Aynı zamanda kendimi daha iyi anlamak, bir amaç edinmek ve yolculuğumu gözle görmek için tabi ki. Nasıl açıldı kısmı doğruyu söylüyorsak eğer kavga sonucu açılan blogdasınız. Benim saçma işlerim denilen konuda (yazılarım) kavga sonucu karar verip o akşam açtığım blog. Şimdi buraya hedefim bu. Bu şekilde bloğum ilerleyecek demem lazım dime. Valla ne diyeyim bilemedim. Beraber nereye gidersek. Kalemin mürekkebi bitene kadar ( şükürler olsun tükenmez kalem var. Çok kötüydü biliyorum.) Bu espriyle de benden soğuma hızınız artarken hemen normal dereceye çekmek istiyorum.
Burada yazdıklarımla büyük ihtimalle ilgilenmiyorsunuz bile fakat ben kendimi tanıtmak istedim. Bana inanan ve inanmayan ve bu bloğa uğrayan herkese teşekkür ederim. Özellikle de beni destekleyen öğretmenime... (Olur da bir gün denk gelirseniz gerçekten çok Teşekkür ederim.) Önüme taş koyanlar yani kenardan geçebileceğimi unutanlar, bir sonraki sefer daha kesin bir çözüm yolu düşünsün. Biliyorum fazla iddialı oldu ama kendinize inanın ve ne yapmak istiyorsanız devam edin. Yazdığım yazı mükemmel değil. Belki de büyük bir estetik kaygısı var fakat bunu ben yazdım diyebiliyorum. Başkalarına yapamazsın olmaz diyenlerin de bir gün bakış açısını değiştirerek kendiyle gurur duyması dileğiyle.
İyi saatlerde hoşça kalın.
Not: Yukarıda ilk paragrafta da dediğim gibi yazmaya niyetim yoktu çünkü nasıl yazılır, nasıl yol çizilir, neyden ne kadar bahsedilir bilmiyorum. Normal bir hakkımda yazısından biraz farklı olsun istedim ve samimiyetinde samimi olan dilini kullanmaya çalıştım. Umarım küçük bir fark olsa dahi oluşmuştur. Bu arada çevremin yazı yazmama tepkisi MF temelli bir aile ve akrabalarım olması. Ben ise tek TS bölümlü kişiyim. Bu sebeple hep bir adım gerideyimdir. Umarım beğenmiş ve beni tanıdığınız için mutlu olmuşsunuzdur. Zira ben sizi tanıdığım için çok mutluyum. Kendine dikkat etmen dileğiyle güzel insan. Bana sormak istediğin bir konu varsa yorumlarda yazabilirsin.
Açıkçası ben sizi evli barklı bir hanımefendi zannediyordum. Yaşınıza göre oldukça ağır konularda yazıyorsunuz. Bu güzel bir şey. Tebrikler.
YanıtlaSilYolunuz açık olsun. Etrafınıza çok fazla kulak asmadan yolunuza devam edin siz.
Bazen görüşler ve bedenler yaşlarımızla aynı olmuyor. Yorumunuz için çok teşekkür ederim.
SilBen teşekkür eder; daha sık paylaşımlar yapmanızı beklerim.
SilHayatının baharındasın. Kimseyi dinleme ve tadını çıkar.
YanıtlaSilBizim kulaklarımız kapalı olduktan sonra onlar konuşa dursun:)
SilKulakranı kapat ve yolunda yürü
YanıtlaSilBence çok başarılı olucaksın :'))
YanıtlaSilYorumunuz ve dilekleriniz için teşekkür ederim:)
Sil