Sadece Bir Vazo Kadar Farkedilmeyen Kırılmış Biriyim
Kendi yazımın eleştirisini bittabi yapabilirim değil mi en baştan söylemeliyim komik, saçma ve alakasız gelebilir. İlk başlarda bunu yazdığımda ben de inanamadım -güzel bulduğumdan değil daha çok saçma olmamış mı? ne alaka gibi düşündüm-. Nedendir bilinmez bir kaç gündür bilemediğim haller var içimde birşeyleri karalıyorum saçma diye siliyorum. Bu gün de öyleydi gece 02:00 gibi uykudan kalkmıştım mutfağa doğru ilerlerken burdaki cümlelerden biri geldi aklıma odaya geri döndüm yazmaya başladım 02:00'de başlayan yolculuk saat 4:30 gibi bitti ama içimde bir şeylerin eksik olduğunu varsayarak defalarca okudum ve tamamladığımı düşünüyorum.Bu arada bizim evde hiç vazo yoktur hiç bir zaman da olmadı ama öyle kişiler varki hayatta bir vazo misali duruyorlar kimse onları farketmiyor. Gerek ailesi gerek arkadaşları hiçkimse nasılsın diye sormuyor aksine o herkese bu soruyu soruyor. Aldığı cevapların çoğunu ezberlemiş ama soruyor. Bu yazıda da onlardan birini bulacaksınız. Beğenip beğenmemek ve takdir okura aittir, iyi okumalar.
Ben bir ailenin elindeki antika olmayan gidip bir dükkandan alınmış, dağınık ama renkli,
kırılgan ama bir o kadar sağlam gözüken,
İyi duran ama çatlayan kısmı gözükmesin diye duvara yaslanmış o duvar da bir gün yıkılmış olan vazoyum. O güzel çiçeklerin adresi. Renkli, ışıltılı, iyi duran, güzel vazolardan bahsetmek isterim tabii ama ben onlardan değilim. Mini bir vazo seti ailesinin küçük bir parçasıyım. Diğerlerine göre daha dağınık bir modele sahip, diğerleri kadar renkli olmasa da renkli, diğerleri kadar ışıltılı da değil mat ama bana göre hoş duran biz vazoyum.
Her sabah karşı duvardaki vazoların üst tarafında duran aynaya bakarım, gelen gazetenin ev sahibi tarafından konulduğu minik yerde bir kaç şey de okurum. Okumayı da severim bittabi ev sahibinin okuduğu kitapların çoğunu bilir yan tarafta olduğu için de merakla okurum. Bir de her gün kahve içerim. Duvara yaslı olan mini masayı uykulu gözlerle farketmeyen ev sahibim her sabah masa ayağına takılır güzel bir filtre kahve içerim. Aile üyeleri arasında en küçük vazo benim ama en çok gül hep bana konuyor. Neden mi yapısı dağınık olan bir vazoyu en fazla güller kapatabilir değil mi? Her neyse ne kadar güzel olsak da olmasak da ev sahibi bizi bir kere alır bir yere koyar ve bir daha bakmaz değil mi? Her vazonun olduğu gibi benim de hikayem var. Bizi yapan güzel insan kızmıyorum biraz dağınık ve şekilsiz olduğum için çünkü onun için muazzam bir tasarımdım, ilginçtim ama güzeldim. Beni diğer vazoların yanına koydu (şu insanların oluşturduğu topluluklar gibi) ve 4 adetlik bir vazo seti oluşturdu. O mutluydu tabii ama ben alışacak mıyım?
Sonra iş gereği tabii sattı. Bir süre yolculuk yaptık. Farklı ve güzel insanlar gördüm ve güzel yerler...sonrada raftaki yerimi aldım. Dükkana gelen bir müşteri bizi farketti fakat beni yapan kişiye göre iyi bir tasarımım olsada alan kişi beğenmedi. Eve geldim büyük bir yere. Biri kutuyu bir heyecanla açtı baktı. Beni beğenmemişti ama rengim değişik olduğu gerekçesiyle duvara yaslı olan masaya koydu. Diğerlerine göre rengim evet farklıydı ama diğerlerine uyum sağlıyordum. Sonunda evim vardı ama benim de sorunlarım vardı mesela;
Ailem Her zaman odamın dağınık olduğunu söylerdi
Kafam odamdan daha karışıktı
Ailem her zaman bana karşı fedakarlıklarını söylerdi
Fedakarlık diye diye elimde kâr bile kalmamıştı
Arkadaşlarım Her zaman gülüyorsun mutlusun dediler
Yüzümde açan güllerin dikenleri çok canımı acıtmıştı ağlatmıştı da söylemezdim
Arkadaşlarım hep iyi biri olduğumu söylediler
Kırık ve eksik taraflarımı görmelerini istemedim
Arkadaşlarım hep olgun düşündüğümü söylerdi
Öyle olmak zorunda olduğumu bilemezlerdi
Dışardan bakanlar çok kitap okuduğumu söylerdi
En yakın arkadaşlarımın onların içinde olduğunu söylemedim
Çok fazla kahve içtiğimi söylediler haaa birde filtre kahve haa
Hayatın acımasızlığı filtre kahveden ağırdı kahvenin bunları bir iki saniye bastırdığını fark edemediler
Dışardan bakanlar Her zaman, kafana takmıyorsun ne güzel dediler
Kafamın arka tarafında sürekli konuşan kişileri görmezdiler ama ben bilirdim
Dışardan bakanlar güzel olduğumu söyledi
güllerin açtığı yaraları gösteremedim
Hiç alınmadığımı sandılar kırdılar beni, evdeki bir vazo kırılması kadar basit şekilde
ama ben yine de parçalarımı toplamaya izin verdim.
Topladı her şeyi
güvendimde
Güvendiğim zamanlarda beni tutmadığını unutmayacağım. Kırılan parçalarımı elin yararlanacak diye tutmak istemediğini unutmayacağım. Parçalarımı toplayıp yapıştırmak yerine çöpe attığını unutmayacağım. Her zaman iyi biri, düşünceli, olgun ve hep yanında. Orta dereceydim her zaman. Belki kırılıp gittiğimi bile farketmedi. Sadece bir vazo kadar farkedilmeyen ve kırılmış biriyim. Üzgünüm ama bana eski beni, kendimi veremeyeceğin için seni affetmeyeceğim ve teşekkür ederim sayende insanlara bir daha güvenmeyeceğim.
Sonuna kadar okudum ve nedense bir TV programında "Ben saksı değilim!" diye bağıran adam aklıma geldi. :)
YanıtlaSilBu vazoda resmedilen insan türü aslında çok kalmadı dünyâmızda. Olanı buldunuz mu da kaçırmamanız gerekir çünkü asıl dost, asıl yâren o olur. İçi dışı birdir ve arkanızdan oyun çevirmez.
Hiç duymadım dediğiniz kişiyi bir ara bakmalıyım. Doğru çok kalmadı öyle insanlar ama öyle de olsa bir yerlerde varlar. Umarım bir gün hepimiz gerçek dostlukları buluruz.
SilErol BÜYÜKBURÇ'muş adı. :)
SilTeşekkür ederim :)
SilVazo üzerinden neler anlatmışsın öyle. Yazdıklarım saçma oldu sileyim deme hiç bir zaman. Yüreğinden gelen şeyler hiç bir zaman saçma olamaz. Burada yayınlamak istemiyorsan yayınlama. Evdeki defterine yaz orada kalsın.
YanıtlaSilTeşekkür ederim ama bazı yazılar vardır yazan kişiye iyi gelmez memnun kalmaz ama toplum beğenir onlardan sanırım.
SilTam bir yazar gibi konuştun :)
SilDaha o seviyeye gelmedim bunu için yıllar gerekli :)
Silgüzeldi..
YanıtlaSilbelki vazolar kırıldıgında kullanılmaz hale gelir de ,insanoglu kırıla kırıla kırılmamayı ögrenir nihayetinde.
Gerçekten de öyle. Yorumunuz için teşekkür ederim.
Silbende aynı bir yazı kaleme almaya başlayınca kırk defa silip yeniden başlıyorum
YanıtlaSilDüşünme evreleri oluyor bunlar ne kadar fikir o kadar özgünlük. Yorumunuz için teşekkür ederim.
Sil